Neden Öldürüldük (mecazen)?

Ben, ailem, arkadaşlarım. Zihnen neden yok oluyoruz bu bize bırakılmış her tarafından kırık ve yalnızlık, hayal kırıklığı, acı ve işkence dolu hayatta? Neden acı çekmeye mahkumuz? Birileri kendini kurtarıp büyüklenecek, bir yerlere varacak kendi hayatında diye onların kötülüğüne sessiz kalmayacak olmak mı sebep? Kötü, nereye varırsa varsın, ne yaparsa yapsın kötüdür, ama ya bütün dünya, bütün memleket kötüyse? Kötüler kötüleri yüceltir, yükseltir çünkü iyilerden korkar onları yanlarında çevrelerinde istemezler, eğer onları yükselmek için kullanmıyorlarsa. Hakeza yükselmek için kullanıyorlarsa yanlarında tutarlar bir müddet. Sırf onları tüketmek, alabileceği her şeyi onları tamamen yok edene kadar sömürmek için. Sonra da onları dipsiz bir kuyuya atıp ‘tanımaz’lar. Gerçekte tabiki tamamıyla bilir tanırlar, hayatları boyunca bütün başarılarını kesinlikle o kötülükler yapıp sömürdüğü insan nedeniyle başarmıştır. Ama sorsan hayatından hiç geçmemiş, sadece ismen tanıyormuşçasına tepki verir. İsmen de zorla(!) hatırlıyordur.

Çokça bahsedilir şiirlerde şarkılarda, o iyi insanlar beyaz atlara binip nerelere gittiler bilinmez ama hep aranırlar. Peki dünyanın kendine bu kahraman süsü vermiş karanlık adamlarının biz en iyiyiz nidalarıyla sağda solda en tepeye oynayıp topluluklarca alkışlanması nedir ve nedendir? Toplumun yozlaşması, grup davranışlarıyla kötülüğe bu kadar alıştırılması ve en son sadece kötülerle yönetilir halde devam ettirilmesi, iyilerin ise bir nevi köleleştirip kötülere hizmet eder konumda tutulmasının neresinden bir derin gerçek sebebe dayanan anlam çıkarılabilir ki? Dünyanın yönelimi şaşırmış, evren sanki tersine dönmüş, sadece insan psikolojisine değil herhangi bir canlı psikolojisine bile ters hareketler yapan ve bu tür düşüncelere sahip, insanlığa hakaret bazı zorla başarılı edilmiş adamların, kadınların hatta bazı çocukların geldiği nokta herkesçe tartışılmalı. Aaa ama bu adamlar psikolojiyi derinlemesine anlamış(!), okumuş(!)! Şimdi naparlar biliyor musunuz, insanın insanlığına, zihnine oynarlar, bilincinizin, varlığınızın, hafızanızın, biricik zihninizin ayarlarını sıfırlarlar, bütün günübirlik alışkanlıklarıyla, onlar için sıradan, anlık, hızlıca yapılan bir davranış bu. Bütün manipulatif kişilikleriyle saldırırlar, hem de ezelden ve ömür boyu, hem de bütün ailenize, arkadaşlarınıza, varlığınıza ve yokluğunuza, geçmişinize, şimdiye ve geleceğinize. Bu adamlar başka olumlu anlamda manipulatif güçlü adamlara çarpmadan da hiç bir zaman durmazlar! Bazen bence sadece gerçek bir ölüm durdurabilir onları. Bu adamlar, bütün hızlarıyla, arkalarında yıllarca verilen suni uğraşlarla yapay oluşturulmuş alkışlar, adamı veya kadını ve hatta çocukları rezilliklerle öldürür sonra da buna da alkış ve kutlama falan beklerler. Narşistlerdir, ama masumane(!)! Herşeyi de bütünüyle kendileri ve dostlarım dedikleri tilkiler sofrasıyla planlarlar. Yardım aldıkları bir takım büyük adamlar da vardır genelde, ya memleketlisidir, ya da ondan beslendiği birileridir. Peki neden durmaz, durdurulmazlar? Zincirleme bir işkence, zincirleme katillik, zincirleme büyük suç serisi de ondan! Kendilerini iyi saklarlar, karda yürür izlerini belli etmezler. Ettiklerinde kanıtları yok ederler. Onlar için basit, günübirlik işlerdir bunlar. İnsanlar arası savaşlara bayılırlar, dört gözle neresinden faydalanacaklarını anlamaya çalışır sürekli bir merakla takiplerini eksik etmezler. Şimdilerde bir de şu çıktı, ‘bir misyona uydurmalı’. ‘Ben burada birini katlediyorum ama nasıl bir popülist yaklaşım sergileyip kendimi buradan da kahraman çıkarıp kötü amelime(işkence ve katliam gibi) en hızlı şekilde ulaşabilirim’ şeklinde mantıklar kurup, yıllarca bu konu çevresinde planlar yapıp, yine büyük oyunlarını sergilemeye başlarlar. Onların büyük duyguları vardır. Mağdur, iyi, sesi çıkamamış ezilmişlerin büyük duyguları ve düşünceleri olmaz, onlara böyle şeyler şımarıklık görülür, olduğu farkedildiği anda büyük devletimiz büyük kurumlarıyla insanı ölüme veya mahkumiyete mahkum eder, sonra da insan kendini ya mezarda ya da hapishanede bulur, en kötü ihtimal de sadece bunlar değildir kendi zihnine delirtilerek tıkılıp sınırsız işkence ve acı çekmektir başka en büyük mahkumiyetlerden biri. Peki mahkumiyeti veren devlet midir, dikkat, devletim diyen herhangi bir psikopat(!) büyük ‘görevli’ olabilir. Bu insanlar cehennemi size en hakettiğiniz iyi dünya diye veya cennetiniz diye pazarlarlar, sonra da sağda solda sizden o cennette gibi hayat yaşıyor diye bahsederler, kendilerinin sizin üzerinizdeki başarı gösterdikleri kötülüklerden en yakınlarına bağıra çağıra neşeyle konuşurlar. Zehirlidirler. Ve bu bulaşıcıdır. Zehirlerini, o kötülük ve pislik dolu zihinlerini başkalarıyla paylaşmaya aşırı meraklıdırlar, bıraksanız bütün gün hiç durmadan konuşur kendileri gibi koca bir dünya dolusu daha insan yaratırlar. O dünyanın sonunda herkes birbirine işkenceyle tecavüz bile edecek olabilir, ama farketmez, onlar başarılıdır ve zekidir. Kitapları sorguladığım dönemlerim var benim, kitapları! Bu insanlar bana bunu yaptı. Kim yazmış, neden yazmış, kime yazılmış ve karakterler kim? Karakterleri önemsiyorum fütürsuzca sürekli. Peki ya yazar? Umrumda olmayabiliyor yazar. Yazar bazen o koca göbekli, göbeğinden kılları fışkırmış, kaşarlanmış, zengin, egoist, narşist ve megaloman canavarın ta kendisi çünkü. Yazarlar yalan söylerler. Klasiktir. Bir de komuniste oynayanları vardır bunların. O da başka bir klasik hikaye. Zenginin komunisti, en iyisi diye düşünürler, ne ince, ne düşünceli. Aman diyeyim oltaya gelmeyin. En ufak onun uygun bulmadığı düşüncede veya uygun olan ama sadece işine gelmeyen herhangi bir anda ölüme mahkum edilirsiniz, dünyanız değişir, mahpus olursunuz masum masum yaşadığınız küçük hayatta. Size hayatı dar eder, normal bir yaşamı çok görürler. Sizin yaşamınız, onlar için ölümdür çünkü! Bir de şu vardır, felaket abartırlar. Abartırlar ki ciddiye alınsınlar. Israrcıdırlar, ısrar ederler ki başkalarının düşünceleri yaşamasın, sadece kendi istekleri gerçek olsun başkalarının mahpus hayatında. Hani sürekli derlerdi küçüklüğümüzde, özgürlük başkalarını özgürlüğünün sınırına kadardır. Dikkatli olun aşmayın derlerdi. Külliyen yalanmış gerçekte, ama bundan bahsetmemiştiniz diyeceğim insan yok benim dünyamda! Kafamın içinde! Kafamın en içinde! Zombi şarkısını tekrar tekrar dinliyorum. Hareket edemiyor, düşünemiyorum, her anımda çünkü, hen an! Anlıyor musunuz beni? Ben gençliğimi, yetişkinliğimi yaşamama fırsat verilmeden öldürüldüm bu hapsedildiğim hayata! Sadece öğrenciydim! Sadece, öğrenci! Bir de, komedi gibi, duygusal olduklarını söylerler sağa sola(bu etkileyicidir çünkü), izlendiğinizi bilirler, günübirlik şovları sırasında size duygusal falan davranırlar, size duygu falan beslediklerinden bahsederler, dediğim gibi, şovdur bunlar. Safsatadır. Böyle şeylere acayip sinirlenirim. Herşeye sebep olan, her şeyi bir insanın hayatında bitiren cümleleri kurup, bütün olay kötünün en deriniyle bittikten sonra ama seni anlıyordum veyahut seni seviyordum ve hatta sana yardım etmeye çalışıyordum falan derler, ha! İnanmayın. Bu manipulasyon değil de nedir??? Kalsın, yardımları da anlayışları da sevgileri de kendilerine kalsın! En sinirlendiğim şeylerden biri saf kötülüğe iyilik rolü giydirmektir, adaletsizliğe, haksızlığa iyilik yolu inşa etmektir. Nefret ederim, çıldırtıyor bu durum beni! Tabi o bununla kötü hisseder, hissettirmez, amacı zaten o cümleleriyle beni herhangi bir şekilde iyi hissettirmek falan değildir(ama öyle gösterir ve öyle anlatır), o kendi şovunu yapıyordur o sırada (-dur ihtimal dur u değil kesinlik tahmini ekidir), müthiş kahramana, beyaz atlı iyi adama, prense krala falan oynuyordur. Pür, saf kötü nedir arkadaşlar? Ne ise odur. Bu adamlar, saf kötüdür. Buna şimdi okuyup ters tepki gösterecektir bak gör, daha ne kadar iyi olabilirim ki falan diyecek içinden. Kendini en iyiye geri kalan her yerde yöneltmeye çalışacak, uğraşacak didinecek ve yine o temiz iyi yürekli kahramana oynayacak, ama o karanlık, katil ve psikopat tarafı hep yaşayacak, çünkü ben yaşıyorum! Diyecek ki o yaşadığı için kötüyüm, halbuki ne kadar güzel olurdu hızlıca ölse, çok da büyük kötü bir olay yaşamadı(ha!!!???), hızlıca öldürseydi hep iyi bir adam olarak kalmış olabileceğini düşünüp mutsuz olacak, uzun sürdü bu işkence; hala ölmedi diye düşünecek, öldüremedi. Psikopat nedir, sosyopat nedir, katil nedir, arkadaşlar? Hayat boyu bir yerde bir kişide bile bazı davranışları sergileseniz katil olursunuz kolayca, ama ben size söyleyeyim, psikopat da olursunuz, sosyopat da! Şimdi bana diyecek ki ama sen napacaksın seni izleyeceğim, deney yapıyor ya şerefsiz.

Ben, sadece asil bir askerim!

Asil bir asker!

Asil bir asker!

Duy ve gör diye üç kere yazdım! Algıla ve aklına yaz!

İstersen notlarına da ekle, belki sen de unutmaya başlarsın bir şeyleri bir gün ve o gün belki de ben bazı kendi hayatıma dair şeyleri sürekli hatırlamanı isteyeceğim! Dünya’da hala biraz adalet ve iyilik kaldıysa!

(şimdi kendisinin de asil bir asker olduğuna dair inandırmaya ve hatta bunu kendi inancıyla bütün dünyada değiştirmeye çalışan bu manyağın bu konudaki analizini ise başka bir zaman yazarım, iyi rüyalar herkese)


Toplum ve Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın