Benim gibi davranmayı seven eski bir arkadaşım var; adı D. Bazen düşüncelerimi, fikirlerimi, hayatımı ve hatta sevdiklerimi benden daha çok sahiplendiğini hissediyorum. Özellikle de benim sevmediğim insanları ön plana çıkarıp, hayatımı altüst etmeye çalışıyormuş gibi geliyor. Kendi başarısızlıklarına rağmen sürekli benim üzerimden bir şeyler kurmaya çalıştığını düşünüyorum.
Sanki giydiklerimi giyiyorlar, düşüncelerimi düşünüyorlar, sonra da bana ait olan şeyleri benden alıp kendi fikirleriymiş gibi sunuyorlar. Ardından da benim özgün bir fikrim olup olmadığını sorguluyorlar, yok diye de bilerek düşünüyorlar. Bütün bunların, bazı insanların kendi kişisel ve duygusal fantezileri uğruna yaptıkları şeyler olduğunu düşünüyorum.
Kendini masum göstermeyi, beni ise suçlu konumuna yerleştirmeyi seviyor. Oysa yıllar önce güçlü ve özgür hissedebileceğim bir hayat yaşama ihtimalim varken, kendimi dört duvar arasında sıkışmış buldum. Dışarı çıkmaya çalıştığım her anda cezalandırılacakmışım gibi hissettim.
Çevremde kimsem yokmuş gibi hissediyorum. Adeta bir cehennemin içindeyim. Hakkımda sürekli bir şeyler uyduruluyor gibi geliyor ve kendimi savunamıyorum. Savunmaya çalıştıkça cümlelerim dağılıyor, hafızam siliniyor, konuşamaz hale geliyorum. Ben sustukça karşıma hakaretler ve suçlamalar çıkıyor. Bana hain ya da kötü biri olduğum söyleniyor.
Ama ben hain değilim. Kötü biri de değilim.
Beni bu uçurumun kenarından kurtarabilecek biri olacak mı bilmiyorum. Süslü cümlelerim yok. Üstelik beni yaraladığını düşündüğüm insanların şimdi beni kurtaracaklarını söylemeleri bana son derece ironik geliyor. Bazen yalnızca kendilerini gizlediklerini, beni ve sevdiklerimi seviyormuş gibi yaptıklarını düşünüyorum.
D. için herkes düşünüyormuş gibi geliyor. Ona düşünme zahmetine girmesine bile gerek kalmıyor. Eğer gerçekten suçlu olduğumu söylüyorsa, neden benim masumluğumu kanıtlamam beklensin? Üstelik başından beri suçlanacak konumda olan kişi ben değildim.
Herkes kendi ismini, hayatını ve çıkarlarını düşünüyor gibi görünüyor. Peki ya benim onurum, şerefim, ismim? Ailem? Arkadaşlarım!? Bunların değeri yok mu?
Kendimi, başkalarının hatalarının bedelini ödemek zorunda bırakılmış gibi hissediyorum. Eğer bir insan ne yapması gerektiğini ya da ne yapmaması gerektiğini bilmiyorsa, bunun sorumluluğu neden benim üzerime yüklensin? Ben eğitimli olduğum için mi? Birilerinin eğitimsiz olması onların hatalarına mazeret olabilir mi?
Adalet gerçekten böyle mi işlemeli?
Bir insanın eğitimsiz olması, yaptığı yanlışların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Eğer bir hata yaptıysa, bunun sonucuyla kendisi yüzleşmelidir. Benim ya da ailemin bunun bedelini ödemesi neden beklensin?
Benim bir suçum yok. Annemin de, ailemin de yok. Buna rağmen hayatlarımızın başkalarının kararları ve hataları yüzünden şekillendirildiğini hissediyorum. İnsanlar kendi sınırlarını unutup başkalarının kaderleri üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyorlar. Daha kendi sorumluluklarını taşımadan başkalarının hayatlarına yön vermeye kalkıyorlar.
Ben evli bile değilim; buna rağmen sanki doğmamış çocuklarım hakkında bile kararlar verilmiş gibi hissediyorum. Bunun hangi hakla yapıldığını anlamıyorum.
Bazen ne söylersem söyleyeyim, neye itiraz edersem edeyim, her şeyin otomatik olarak benim aleyhime çevrildiğini hissediyorum. Sonra da yapılanlar çeşitli gerekçelerle açıklanmaya çalışılıyor. Oysa benim tek istediğim şey, gerçekten duyulmak ve adil bir şekilde değerlendirilmek.
Yorum bırakın