Özellikle cumhuriyetin ve demokrasinin kuruluşu sırasında toplumda ikinci sınıf görülmekte olan kadınları erkeklerle aynı seviyeye getirmeye çalışan uygulamalar, modernleşmenin ve ilerlemenin en büyük yapı taşı olarak görülmüştür. Türkiye’de kadınlara tanınan haklara kadınların çalışmalarının katkısı büyük oranda dahil olmuştur. 1960-1980 yılları arasında kadınların hak talepleri oldukça dönemsel olaylardan ötürü zayıf kalmıştır. Kadınların parlamentoda yeterli sandalyeye sahip olmaması sürecin daha hızlı ve kesin ilerlemesini olumsuz yönde etkilemiştir. Kadın haklarını savunan ve kadınların parlamentoda söz almasını isteyenler çoğu siyasi partinin kadın kanadında bile yer alamamistir.
İlginç Olay – Kadın Polis Tartışmaları: 1960-1980 arasinda meclis görüsmelerinde tartışılan konulardan biri de kadın trafik memuru istihdamıydı. Dönemin Eskişehir temsilcisi Aziz Zeytinoğlu, kadınların evde durdugunu erkeklerin ise dışarıda çok vakit geçirdikten sonra eve ekmek götürdügünü belirtti ve bu alim isteginin yazili gerekcesini sordu. İçişleri Bakanlığı’na yöneltilen bu sözlü soruyla, 1961’de erkeklerin evin yöneticisi olarak kabul edildiği, dışarıda çalışan ve eve ekmek getiren kişilerin de erkek olduğu yönündeki durumun, ve de bu konumların erkekler tarafından savunulduğu söylenebilir. İçişleri Bakanı Ahmet Topaloğlu ise buna yanıt olarak, sadece kadın trafik polislerinin görevlendirileceğinin durumdan ibaret olmadığını, 3201 sayılı Kanuna göre polislik yapma görevinde lise mezunu kadın polis memurlarının da görevlendirileceğini belirtti. Erkek polis memurları ise dısardaki görevlere istihdam edilecekti. Nasıl ki parlamento, kadının ev işi yaptığı, erkeğin de dışarıda çalıştığı ve erkeğin de evin reisi olduğu fikrini kabul ediyorsa, işyerinde dışarıda çalışan erkek için de aynı zihniyet geçerliydi. Bu durumda “işyerinin başı erkektir” tabiri sözlü olarak olmasa da bilinçaltına verilen bir mesajla toplumda kabul görmekteymis.

Ilk Türk Kadin Polis Memuru Betül Diker
2.1960-1980 arası Kalkınma Planlarında Kadın
Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: Doğurganlığın azaltılmasıyla kadınların iş hayatına geçmesinin sağlanması Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında yer almıştır. Plana göre, kadınların iş hayatında sayıca artmaları, konserve üretiminin de artmasını sağlayacaktır. O yıllarda halkin konserve tüketiminin az olması, fiyatlarının yüksek olmasına ve pazarlarda hemen her mevsim taze sebze ve meyve bulunmasına bağlanmıştır. Planda, Kız Teknik Öğretim kurumlarından da bahsedilmiş ve kadınların eğitim alamadığı geri kalmış bölgelerde bu okulların yaygınlaştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda okullarda, kadınların yapılarına uygun mesleklere hazırlama konusunda çalışmalar yapılması istenilmiştir. Bu çalışmalar yapılırken de yurdun ihtiyaç ve imkânlarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı: Tarım sektöründe çalışanların “İş Kanunu” kapsamı dışında tutulması, bu Kanunda sanayi ve hizmet sektöründe ücretlerin korunması, asgari ücretin tespiti, kıdem tazminatı, çalışma süresini içeriyor. Kadın ve çocuk işçilerin korunması, çalışanların iş güvenliği ve sağlığı, iş sözleşmeleri konularının tartışıldığı kaydedildi.
Bu yasanın kapsadığı kadın çalışan sayısı şöyle belirtiliyor: Kalkınma planında yurt dışına giden ve orada çalışan çalışan iscilerin yüzde 87’sinin Batı Almanya’da, geri kalanının ise diğer Batı Avrupa ülkelerinde çalıştığı belirtiliyor. Bunların yüzde 15’i kadın çalışanlardan oluşuyor. Kızlar için sanat kolejleri ve kızlar için teknik kolejler oluşturularak buralarda sosyal faaliyetler yapılması planlandı. Ayrıca bu okullarda çocuk bakımı düzenlenerek çalışan annelere destek olunmaktadır. Planın temel özelliği, “kadın eğitim programları” aracılığıyla kadınları Türk toplumunun geleneklerine göre “ev hanımı ve anne” olmaya hazırlamaktır. Planda, doğum kontrol yöntemlerinin geliştirilmesine ilişkin olarak, önümüzdeki yıllarda çocuk doğurma çağına ulaşmış kadınların en az %5’ine ulaşılması ve aile planlaması konusunda eğitim verilmesi öngörülüyor. 1960 nüfus sayımına göre ilçede yaşayanların %30’u okuma yazma biliyor. Bunların yüzde 73’ü erkek, yüzde 27’si kadın. Bu nedenle yüksek öğrenime devam edemeyen ilkokul mezunları ile okul çağına gelen kırsal kesimde yaşayanlara kamu eğitim kurumları, kadın ve erkeklere yönelik hareket kursları, hane halkı ve tarımsal yayim hizmetleri sunuldu.Köylülere bilgi ve becerileri olumlu yönde geliştirmek ve geliştirmek amacıyla 6123 köyde faaliyet göstermektedir. Diğer köylerde de okuma odaları ve okuma köşeleri açıldığı ve buralara 90 konuda 4 milyon 312 bin 800 adet özel hazırlanmış kitabın dağıtıldığı tespit edildi. Ayrıca köylerde genç kızlara evde bakım ve sağlık konularında bilgi verilmesi için özel çaba sarf edildiği kaydedildi. Planda, başta genç kızlar ve kadınlar olmak üzere köylerde yaşayan genç nüfusun, gelişen ekonomik ve sosyal hayatın taleplerine yaygın eğitim yoluyla uyum sağlamalarını sağlayacak programlar düzenlenecek ve bu programların eskisinden daha yaygın hale getirileceği belirtiliyor. önemli sonuçlara ulaşıldığını söyleyebiliriz.
Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı: Kadınların eğitimini yaygınlaştırmak, kadınların tarım dışında çalışmasını sağlamak ve istihdam olanaklarını artırmak, çocuklu kadınların çocuklarına bakabilmeleri için eğitim olanaklarını artırmak ve genişletmek amaçlanıyor. Kız eğitim kurumlarında okuyan kız öğrencilerin sadece ev hanımı ve anne olarak eğitim görmeleri değil, aynı zamanda kurumların kız çocuklarına yönelik meslek kurumları haline getirilmesi ve modern mesleklerde çalışılması da plan kapsamında yer alıyor.
Dördüncü beş yıllık kalkınma planı: Planda 12-24 yaş grubunda okuma-yazma bilmeme oranı azalmış olsa da, 1975 nüfus sayımına göre bu nüfusun yüzde 19,1’i hâlâ okuma yazma bilmiyor. Kadınların okuma yazma bilmeme oranının erkeklerden daha yüksek olduğu söyleniyor. Bu konuda çalışmalar yapılacağı belirtilmiştir.

Yorum bırakın