Kadın ve Şiir

Türk tarihinde kadınların erkeklere göre edebiyatta yeri yeterince önem görmemiştir. Bu toplumumuz açısından oldukça üzücü olmakla birlikte kadınların toplumdaki yerini oldukça düşürüyor olabilir. Bazı kadın şairler (Nilgün Marmara, Birhan Keskin, Lale Müldür gibi) toplumda yer edinmişse de bu çok sık rastlanılan bir durum değildir. Elbette bu kadınların toplumda bir yeri edinebilmesi son derece mutluluk verici olmakla birlikte, erkek yazarların üzücü derecede edebiyatta bir baskınlığı bulunmaktadır. Ayrıca kadınlara adanmış şiirlerde sürekli bir cinsiyetçilik açık bir şekilde devamlılıkla sürmektedir. Şiir normal şartlar altında kendinden ötürü mecazıdır. Mecazi anlamlarla şiirlerde sevgi ve saygı duyulması gereken, övülmesi ve önemli hale getirilmesi gereken kadınlar cinsiyetçilikle anılmaktadır. Aslında belki de onların küçümseniyor olması mı? Bu konu hakkında soru işaretleri insanların aklında olabilir ve insanlar şairleri kafalarında iki kutuba ayırmaktadır. Bu yine halkımız açısından üzücüdür çünkü Türk edebiyati birdir, bir olmalıdır. Türk edebiyatındaki bölünme toplumda bölünmeye sebep olabilir. Edebiyatta ve tarihte kadını toplum içerisinde koruyabilir, kadını yüceltirsek halkın bireylerinin bilinç ve bilinçaltına etki edebilir ve kadının toplumdaki yerini cinsiyetçilikten öteye götürebiliriz.


Toplum ve Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın